SOKAKLAR KADER OLMAMALI!…
Köylerin değil, koca koca şehirlerin olmazsa olmazıdır sokaklar…
Kimine göre bir danteldir şehrin altına serilen, kimine göre de şehrin tüm dertlerini birbirine bağlayan bir örümcek ağı…
İnsanlar, dantel örenler ve örümcek ağı örenler diye ikiye ayrıladursun; asıl, dışarı ile içerinin iletişimini sağlayan yegane yerdir sokaklar…
Ve bu iletişim ağına çıkış sebebimiz, ister gideceğimiz yere varmak olsun, isterse de can sıkıntısı; sokaklar bizim için dışarıdır, dışarıda olan da her zaman dışlanmıştır. Bu sebeple de sahiplenmeden, hızlı hızlı, bazen de düşünceli yol alırız sokaklarda “yolcu yolunda gerek” misali…
***
Bilirsiniz bir söz vardır; “Altın çöpe düşse değerini kaybeder mi?” diye. Altın olmasa bile sokağa düşen pekçok şey değersizleşiyor her nedense! Tıpkı sokak sıfatının kadermiş gibi yaftalandığı kediler, köpekler, çocuklar, kadınlar… gibi.
Haklar mı?(!)…
Hayvan hakları, çocuk hakları, kadın hakları sadece içeridekiler için var; sokaklarda, bu haklar hükümsüz kalıyor her nedense!…
***
İşte! Bu kadermiş gibi yaftalanan sokak literatürüne yeni bir terim daha eklenmiş adı; “Sokak Güvercinleri”…
Bir güvercin özel bir ırktan değilse, takla atmıyorsa, posta güvercini gibi evine sadık değilse “Sokak Güvercini” diyorlar onlara…
Benim o sokak güvercinleri ile arkadaşlığım uzun yıllara dayanmakta. Onlarla arkadaşlığım sadece cami avluları ile sınırlı kalmadı; ta, evimizin penceresine kadar dayandı.
Bundan yaklaşık 10 yıl önceydi. Günlerden de, güvercinler yesin diye penceremizin önüne bir avuç buğday bıraktığım bir gün. Ne güzel seyr-i ziyafet günleriydi o günler!
Her gün gibi, o günde buğday tanelerini pencerenin önüne serpiyordum.Güvercinlerde bu sırada karşı binanın penceresine sıra sıra dizilmiş beni seyrediyorlardı. Pencereyi kapatıp perdeyi çektiğimde, her zamanki gibi güvercinler uçarak bizim pencerenin önüne kondular buğday tanelerini yemeye başladılar. Aralarında özellikle bir tanesi vardı ki onun kıyıya-kenara atılması beni çok üzmüştü; tek ayağı olmayan bir güvercindi o…
Zavallı kuş! İtilip kakılıyor bir kenara atılıyordu. Bunca çaba karşılığında yiyebildiği şey sadece birkaç buğday tanesiydi. Bu durumu seyrederken pencereyi açıp diğerlerini kovmayı düşündüm, ama gönlüm ona da razı olmadı. Çünkü sokaklar kader olmamalıydı...
***
Çıkmaz sokak sakinlerine duyrulur!
Son günlerde yaratılan bu gerilimlerle güzel ülkemi çekmeye çalıştığınız bu çıkmaz sokaktan el birliği ile çıkacacağız, bundan hiç süphem yok…
“Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.”
M.Kemal Atatürk”
Esenlikler,
23.03.2008
Esen ŞAHİN
|