
Cennetin Serçeleri...
Ben ağabeyimden tam üç yıl sonra doğmuşum.
Abim tombul, hareketsiz, yerinden kımıldamayan bir çocukluk geçirmiş. Evimiz, üç katlı ve bir pencereli müstakil bir evdi.
Fakat ben doğunca pencereler aileye dert olmuş.
Çünkü ben beş aylıkken pencerelere tırmanmaya, oradan aşağıdakilere laf yetiştirmeye hatta kısa yoldan aşağıya inmeye çalışmışım.
Tabi bu durumda babam, pencerelere demir parmaklık yaptırmak zorunda kalmış.
Rahmetli babaannem de, pencerenin önünden ayrılmayan bana bakmakla görevlendirilmiş.
Ben günün büyük çoğunluğunu parmaklıklardan aşağıya, bağıra bağıra bir şeyler anlatmakla geçiriyordum.
Canım babaannem de, ben susayım diye bana hikaye anlatmakla.
İşte o hikayelerden en çok aklımda kalanıdır, “CENNET’İN SERÇELERİ” Ben; şimdi olduğu gibi o zamanda her şeyi merak eden, soran soruşturan gereksiz yere karıştıran, deli bir çocuktum.
İşte o sorulardan biri de; serçeler neden adım atmıyor da, iki ayakları ile birlikte zıplayarak yürüyordu!
Babaannemin hikayesinin çıkışı budur.
Hikayeye göre, serçelerin ayaklarının arasında bizim göremediğimiz altın bir zincir vardır ve bunu onlara Allah Baba cennetten kaçmasınlar diye takmıştır.
Peki, serçeler neden cennetten kaçmak isterler?
Çünkü serçeler de tıpkı benim gibi yaramaz, her şeye meraklı kuşlardır ve cennetin dışında neler olduğunu merak ederler.
Ama Allah Baba; cennetin dışına çıktıkları vakit cehenneme gidecekleri için, onların ayaklarını altın zincirle bağlamıştır.
Ben bunları babaannemden ondört yaşıma kadar büyük bir zevkle dinledim.
Sonra büyüdüm ve kızıma anlattım.
Serçelerin ayaklarında altın bir zincir olduğunu ve cennetten kaçmamaları için Allah Baba’nın onlara taktığını yani...
Ama aldığım cevap tüm hayallerimi yıktı!
Kızım, durdu ve bana: “Baba sen akılsız mısın? Serçelerin ayaklarında altın zincir olsa, insanlar onları yakalar ve altınlarını alır, kendileri takar. Sonra serçelerin ayaklarını bağlamanın bir anlamı yok, çünkü onlar uçabiliyorlar” dedi.
Ve hikayeyi benim ağzıma tıktı.
Benim o güne kadar, ne zaman bir serçe görsem aklıma babaannem gelirdi. Çocukluğum, o saf temiz duygularım…
Birden çocukluğun saflığını kaybettim, babaannemi yeniden gömdüm sanki!
Canım babaannem!
Cennetinden çık gel ve bana Cennetin Serçeleri’ni bir daha anlat.
Sonra kızıma anlat…
Ben anlatamadım!
Onun dünyasında; para, hırs, kariyer olmasın.
Materyalist bu dünyanın, duygusuz, acımasız bir parçası olmasın.
Benim kızımın hayallerinin kanatları hiç kırılmasın.
Gel, canın babaannem, gel…
Tamer Güven - Suflör
|