Güneşin kızı derlerdi ona ,
O dünyaya uzak dünya da ona uzaktı hep.
Güneşin kızı derlerdi ona,
O sevgiye uzak sevgide ona uzaktı hep.
Güneşin kızı derlerdi ona ama
O ısıtmak değil ,
Kalbini ısıtacak bir güneş arıyordu.
Güneşin kızı derlerdi ona ama
O aydınlatmak değil ,
Gecelerini aydınlatacak bir ay arıyordu.
Güneşin kızı bir gün Gönül Tanrısına yalvardı;
Tanrı bu yalvarışa kayıtsız kalamadı.
Ve bir peri kızı ile haber gönderdi,
De ki , o güneşin kızına ;
Herkese her istediğini hemen vermedim.
Nasıl çiçek açmak için baharı,
Güneş doğmak için sabahı ,
Kelebek uçmak için kozasından çıkmayı,
Bekliyorsa,
O da kalbini yakacak olan aşk ateşi için
Bekleyecek kader çarkının duraklarını.
Kız sabırsızdı ,
Çiçeğin baharı, güneşin sabahı beklemesi kadar ,
Bekleyemezdi.
Gönül Tanrısı Güneşin kızının isteğini yerine getirdi ve
Sevgi oklarını bir bahar günü
Yağdırdı güneşin kızının üstüne.
Güneşin kızı açtı yüreğini ,
Aşk yüreğine doğdu.
Bu sıcaklık ateşe döndü kavurdu yüreğini ,
Esen yele döndü aklını başından aldı ,
Sele döndü damla damla aktı gözlerinden.
Aşk sarhoşu olmuştu güneşin kızı ,
O sarhoşlukla anlatamadı sevgisini ,
Ay'ın oğluna .
Ayın oğlu diyordu ona ,
O güneşe uzak güneşte ona uzaktı hep.
Ayın oğlu diyordu ona ,
O sevgiye uzak sevgide ona uzaktı hep.
Hiç bir şey söyleyemeden ,
Ayrıldı Güneşin kızı Ayın oğlundan.
Ve sonra Gönül Tanrısının sözü geldi aklına
Bekleyememişti,
Çiçeğin baharı
Güneşin sabahı beklemesi gibi..
Harcamıştı sevdasını sabırsızlığına.
Yüreğindeki ateşle hep bekledi ay'ın oğlunu
Kaç bahar daha bekleyeceğini bilemeden …
Yangınlardaki yüreği ile yalnız ama umutlu.
Güneşin kızı derlerdi ona ,
O dünyaya uzak dünya da ona uzaktı hep.
Güneşin kızı derlerdi ona ,
O sevgiye uzak sevgide ona uzaktı hep.
Eski çağların yedi harikasından biri sayılan Babil'in Asma Bahceleri içinde bulunan Babil Kulesi, Tanrı Marduk adına yapılmıştır. Dağlık bölgelerden gelen Sümerliler, yükseklere taparlar ve yer ile göğü bağlayan kutsal bir ağacın varlığına da inanırlardı. Sümerliler yeri göğe bağlayan bu ağacı temsil eden ve Tanrıdağı dedikleri kuleyi zamanımızdan 5.000 yıl kadar önce yapmışlardır.Tevrat'a göre Babil Kulesi'ni Hz. Nuh'un torunları gökyüzüne ulaşmak, tanrının oturduğu yere varmak için yapmışlardır. Bu sebeple kule, Tevrat'ta insan gururunun utanç kaynağı olarak gösterilir.
Babil Kulesi'nin temelleri 90 metre genişlikteydi. Kule, 90 metre yüksekliğinde ve 7 katlı idi. Birinci katı 33, ikinci katı 18, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı katları 6, en üst katı ise 15 metre yüksekliğindeydi. 85 milyon tuğladan yapılan kulenin çevresinde rahip sarayları, ambarlar, konuk odaları, Tanrı Marduk adına yapılmış bir diğer tapınak olan Esagila'ya giden aslanlı geçit ve dini tören yolu vardı. Esagila 20 metre yüksekliğinde, 450 metre eninde ve 550 metre boyundaydı.
Babil'i işgal eden Tikulti-Ninurta, Sargon, Sanherip ve Asurbanipal kuleyi yıkmışlardı. Babil Kralları Nabopollasor ve Nabukadnasor ise yeniden yaptılar. Ancak M.Ö. 479'da Babil'i fetheden Pers kralı Xerkes kuleyi yıktıktan sonra tekrar onaran olmadı. Yalnız, Büyük İskender Babil'e geldiğinde harap haldeki kuleye hayran kalmış ve onu eski haline getirmeye karar vermişti. Bu sebeple 10.000 kişiyi iki ay boyunca çalıştırarak molozları temizletti. Fakat Büyük İskender ölünce kulenin onarımından vazgeçildi.
Bugün, Tevrat ve İncil'de de bahsedilen Babil Kulesi'nden geriye birşey kalmamıştır.